10 Şubat 2014 Pazartesi

SUÇLULAR ARAMIZDA

Günümüzün en çok tartışılan ve tartışılmasına karşın en çok takip edilen konusu futbol. Herkes bir futbol takımına gönül vermiş gidiyor. Hatta bazen farklı renklere sevdalananlar başka bir takımın karşısında olmak adına ittifak dahi yapıyorlar. Tıpkı şike döneminde şikeye adı karışan takımın karşısında bir çok takımın birleştiği gibi.

Peki bu şike döneminde sürekli tek takım suçlanırken, başka suçlulur da var mı diye düşündük mü? Tüm kabahat sadece tek takımda mıydı? Onları şike sürecine iten sebepler nelerdi hiç irdeledik mi? Ben irdeledim ve başka suçlulara da rastladım hatta daha büyük suçlulara.

Şimdi şike olayının perde arkasında siyasi başka dinamikler olduğunu iddia edenler olabilir. Ben sadece futbol çerçevesinden bahsedeceğim. Artık hukuki mercilerin çoğu tarafından kabul edilmiş ve telafuz etmekte bir sıkıntı görmediğim şike olayının arkasında gizlenen suçluları ifşa edeceğim.

Olayları iyi irdeleyebilmemiz için 2009-10 sezonunun öncesine gitmemiz gerek. O zamana kadar herkesin malumu şampiyonluk pastası 4 takım tarafından paylaşılıyordu. Hatta bir takım uzun süredir bu başarıyı yakalayamadığndan daha fazla iki tanesi olmak üzere 3 İstanbul takımı şampiyonluğu aralarında pay ediyorlardı. Gazeteler ve  TV kanalları taraftarı 10 milyonların üzerinde olan bu takımlar için şampiyonluk belgeselleri yapıyor, yazı dizileri yayınlıyor ve böylelikle trajlarına traj, reytinglerine reyting katıyorlardı. Yayıncı kuruluşun dağıttığı paradan da bu şampiyon olan takımlar daha fazla pay alıyor. Böylelikle herkes mutlu mesut geçinip gidiyordu. Ta ki 2009-10 sezonuna kadar.

Ne oldu o sezon. Yıllardır taraftarıyla camiasıyla şehriyle şampiyonluğa yakıştırılan ama yaklaştırılmayan haddini bilmez bir takım çıktı alnının akıyla şampiyon oldu. Bakın siz şu densize. Kimsenin beklemediği anda gelen bu şampiyonluk birden bütün hesapları alt üst etti. Artık şampiyon olan takımların aldığı paydan bir takım daha nemalanacaktı. Tabi bu densizlik diğer 4 takımı etkilediği gibi bu takımı hesaba katmayan gazeteleri ve TV kanallarını da etkiledi. 2010'nun mayıs ayında yıllardır yaptıkları traj ve reytingleri yapamadılar çünkü hazırlık yapmamışlardı. Onların arşivlerinde şampiyonluk mücadelesi veren diğer takımın belgeseli hazır bekliyordu. Yani kısacası koskoca ülkede bir tane şehir sevinecek diye bütün futbol camiası zarar ediyordu. Bu durum kabul edilebilir bir durum muydu? Tabiki hayır. Buna sebep olanlar cezayı hak ediyorlar mıydı? Kesinlikle Evet. Zaten bu durumu görmüş olacak ki, bu densizliğe imza atan takımın teknik direktörü ertesi sene "Artık Anadolu'dan şampiyon çıkarmazlar" tespitinde bulunuyordu. O gün ona kızanlar bugün gelinen noktada nasıl bir haksız tepki verdiklerini görebilirler.



Gelelim 2010-11 sezonuna yani şikenin gerçekleştiği sezona. Şimdi bir takım düşünün. Daha önce iki kez son maçta şampiyonluğu kaçırmış, hatta son seferinde yanlış bir anons sonucu tüm ülkeye konu olmuş bir takım. Onlarında psikolojisini anlamak lazım kolay kabul edilebilir bir durum değil. Bu travmanın tekrarlanmaması için tüm önlemlerin alınması çok normal. Yani bir daha bu acıyı yaşamamak için tüm köşeleri tutmak suç mu kardeşim? Bu acıyı daha önce yaşamadığımızdan bunun ne büyük bir acı olduğunu bilmemiz mümkün değil ama en azından anlamaya çalışalım. Sen iki kere son maçta şampiyonluğu kaçıracaksın sonra bu kezde başka bir anadolu takımı sana kafa tutacak, kıyasıya bir yarışta sürekli kazanmana rağmen rakibini egale edemeyeceksin zor hazmedilir bir durum. Sahaya yansımıştır yansımamıştır orasını bilmem, siyasi kısmından hiç anlamam ama işin ekonomik ve psikolojik boyutunu anlayabiliyorum.

Ardından patlayan 3 Temmuz sürecinden sonra dahada yaralanan futbol markasının ve zarara uğrayan yayıncı kuruluş için play off düzenlemeler, saçma sapan kurallar falan zaten hepimizin bildiği şeyler. Şimdi de zamanında adı şikeye karışmış bir takım büyük puan farkı yapınca lige renk katmak adına önünün kesildiği iddia ediliyor. Zamanında kayıtsız şartsız önündeki tüm engeller bir şekilde kaldırılanlar bugün engellerle karşılaştıklarında bağırıyorlar. Yine zamanında bu engellerin kaldırılmasına tepki veren, haksızlığa uğradıklarını iddia edenler, şimdi bu aşağı çekme, durdurma ya da dengeleme müdahalesinden gayet memnunlar.

Peki Kelebek Etkisi filminde olduğu gibi geriye dönüp bazı şeyleri değiştirme şansımız olsaydı ne yapardık? Neyi değiştirirdik? Kimsenin görmediği asıl suçluları ortadan kaldırmaz mıydık? Neticede biraz düşünmek gerekirse, o kendini bilmez takım çıkıp şampiyon olmasaydı bunların hiçbiri olmayacaktı. O hadsiz şehir o sene öyle kenetlenmeseydi, bugün yine en çok para 4 takım tarafından paylaşılacaktı. Oysa ki o takımın taraftarı tertemiz bir ikinciliğe bile razıydı. Son maçta "Biz bu sene çok mutluyduk Şampiyonluğun canı cehenneme" dememişler miydi? Şampiyon olmanın, milleti zarara uğratmanın, insanların psikolojilerini bozmanın ne gereği vardı. Düzen bir şekilde kurulmuş gidiyordu. Ne diye bu düzeni bozuyordun ki? İkincilik neyine yetmedi. Bu densizler şampiyon olmasaydı ne basın kuruluşları zarara uğrardı, ne de başka insanların psikolojileri bozulurdu. Hatta ertesi sene kimse şike gibi pis bir işe teşebbüs ve tenezzül etmezdi.


Bu düzenin bozulmasına, bu tezgahın bir süreliğine yıkılmasına neden olan bir suçlu daha var. O da bir futbolcu. Kim olduğunu anlamak için 2009-10 sezonunun son maçına gidelim. Şampiyon olan o hadsiz takımın son maçı. Ev sahibi takım 2-0 önde. Maç böyle bitecek derken birden rakip takım bir gol atıyor ve durum 2-1 oluyor. Ne hikmetse bu golün haberi İstanbul'a o anda şampiyonluk mücadelesi veren diğer takımın stadına iki kere gidiyor.Maç 2-1 iken bu haberin iki kez gitmesinden ötürü İstanbul'da ki herkes diğer maçın skorunu 2-2 zannediyor ve maçın son 2-3 dakikasında İstanbul takımını destekleyen futbol severler takımlarının zaman geçiren futbolunu mutlu mesut seyrediyorlar. Eğer diğer maç 2-0 devam ederken o futbolcu skoru 2-1 yapan golü atmasaydı, bu gol haberi diğer tarafa hiç gitmeyecek, kimse rakibinin maçının skorunun 2-2 olduğunu zannetmeyecek, o anons yapılmayacak, o İstanbul takımı son dakikalarda top çevirmeyecek, gol arayacak ve belkide bulacak, böylelikle o takım şampiyon olacak, böylelikle gereksiz bir travmaya girmeyecek, yayıncı kuruluş, gazeteler ve TV kanalları hazırlıksız yakalanmayacak, arşivlerinde ki belgeselleri ve yazı dizilerini yayınlayacak ve böylelikle para kaybı yaşamayacaklardı. O futbolcu o golü atmasaydı, İstanbul takımı şampiyon olacağı için gereksiz bir psikoloji ile ertesi sene şike yapma ihtiyacı da hissetmeyecekti. O futbolcu o golü atmasaydı, şimdi herkes aynı tezgahın önünde mutlu mesut yaşayacaktı.

Şimdi anladınız mı asıl suçlunun kim olduğunu?


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder